Kimi sabahlar insanın içinden hiçbir şey yapası gelmez. Görüntüsünde bir problem yoktur. Tüm göstergeler onun normal olduğunu söyler. Ama kişi bilir ki bir şeyler eksiktir. Neyin eksik olduğunu bulmaya çalışır. Gününü düşünür. Yatağa girdiği andan başlar. Adim adim gider ama bir şey bulamaz. Sanki uyuyamamış da tüm gece sırtında dünyaları taşımış gibidir. Yorgun, bitkin, isteksiz ama önünde koskoca bir gün vardır. Kahvaltıda bir şeyler atıştırır. Sonra mesaisine koyulur ama kendisinin normal hali herneyse onu bulamamıştır. Kuçuk bir problem bile kendini kap karanlık gösterir. Üzerini kaplayan sisleri dağıtmaya çabalar. Bir şeyleri düzeltmeye ,küçükte olsa bir işe koyulur. Biraz daha çalışır çabalar tam üzerindeki deli gömleğini yırtmak üzeredir ki çevresinden esen sıcak bir rüzgâr ona fırtına gibi gelir. O zaman bir dostunun hafif bir tebessümü, şakası onu normal haline dondurur. Ve başarmıştır içindeki cansızların canına okumuştur. Simdi tam yasam enerjisinin artırma zamanıdır. Haydi bismillah der. “işimize koyulalım Ağrı dağını mı kaldıralım, Everest'i mi yıkalım, yoksa dünyayı yerinden mi oynatalım?